YEREL İŞ
YEREL YÖNETİM HİZMET KOLU KAMU İŞGÖRENLERİ SENDİKASI
Mustafa Kemal Ataturk
Yerel İş
Yerel-İş Sendikası
Yerel İş Haberler
Ankara Şubemiz Açıldı.
Sendikamız Yerel-İş'in Ankara temsilciliği açıldı. Ankara Şube görev dağılımı aşağıdaki gibi gerçekleşti.
Şube Başkanı Tarkan AKÇAY
Şube İdari Sekreteri Ayşe KILIÇ
Şube Mali Sekreteri Haydar ARSLAN
Şube Örgütlenme Sekreteri Halil ÇELEBİ
Şube Hukuk ve Sözleşme Sekreteri Hüseyin MERDANOĞLU
Şube Eğitim ve Basın Yayın Sekreteri Gülistan ULUDAĞ
Şube Sosyal ve Dış İlişkiler Sekreteri Gazi ÇIRACIOĞLU

Tirebolu Belediyesi ile Toplu Sözleşme
Yerel-İş ile Tirebolu Belediyesi arasında 01-05-2008 tarihinde toplu sözleşme yapıldı.

Yerel-İş Sendikası - Türkiye Sendikalar
Eğitim-İş
Eğitim-İş Sendikası
Yerel-İş Sendikası - Türkiye Sendikalar
Birleşik Sağlık-İş Sendikası
Birleşik Sağlık-İş Sendikası
Yerel-İş Sendikası - Türk Sendikaları
Birleşik Büro-İş
Birleşik Büro-İş



Değerli Basın Mensupları, Sevgili Arkadaşlar,

 

23 Ekim 2007 tarihinde Yerel Yönetim Hizmet Kolu Kamu İşgörenleri Sendikası’nı, kısa adıyla "Yerel-İş" ‘i kurduk.

 

Bilindiği üzere kamu çalışanlarının ekonomik, sosyal ve siyasal haklarını yerle bir eden 12 Eylül faşizmi, şiddet ve baskı siyasetiyle örgütlü mücadeleye ağır darbe indirmiştir. ABD tarafından yönlendirilen küresel neoliberal saldırıların ülkemizdeki taşeronluğuna soyunan birey ve toplum düşmanı 12 Eylülcüler, emek hareketinin tüm kazanım ve birikimlerini ortadan kaldırma yolunda büyük mesafe almışlardır. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen kamu çalışanları 80’li yılların ikinci yarısından itibaren çeşitli güç birliktelikleri yaratarak ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumaya çalışmışlardır.

 

Bizler, bu süreçte yerel yönetimlerde memur statüsüyle çalışan kamu görevlileri olarak 1990 yılında TÜM BEL SEN’i kurup onun etrafında örgütlenmek suretiyle, kamu çalışanlarının örgütlenme mücadelesine öncülük yapmaya çalıştık. Büyük özverilerle yürüttüğümüz sendikal mücadelemiz, 1995 yılında kurulan KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu)  ile daha güçlü ve sonuç alıcı bir yapıya büründü. Bizler, sendikal mücadelemiz süresince ülkemizin gerçeklerinin farkında olan her vatansever gibi, Büyük Önderimizin liderliğinde oluşturulan cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin ve üniter yapının üzerine titredik. Bu tutumumuz nedeniyle zaman zaman eleştirildik, kınandık ama bu tutumumuzdan asla taviz vermedik.

 

12 Eylül 1980 sonrasında önü tıkanan örgütlü mücadelenin uğradığı tahribatın etkisini kırma umutlarının yeşerdiği bir dönemde ülkemiz, yine emperyalist ABD’nin öncülüğünde, demokrasi savaşçısı(!) AB’nin de büyük desteğiyle ve de bu defa "sivil yöntemlerle" dönüşüm sürecine sokulmuştur. Baskı siyasetinin yarattığı masum özgürlük ve demokrasi özleminden de beslendirilen karşı devrimci ve ayrılıkçı uzantılar, cumhuriyetin tüm kazanımlarını olanca güçleriyle aşındırmaya başlamışlardır. Bu saldırılarda sözde "sivil", özde "sivil toplum düşmanı" yüzlerce, binlerce yapı kurup bu yapıları Truva atı görevi görmeleri için toplumsal yaşama sürmüşlerdir. Arkalarına devasa boyutlarda medya gücü de verilen bu yapılar, cumhuriyetin tüm kazanımlarını korkutucu bir kıskaca almışlardır. Bu dönüşüm süreci kamu çalışanları sendikal mücadele alanını da kuşatmış ve sonuçta 2000’li yılların başlarında TÜM BEL SEN ve KESK’in yönetime egemen olan unsurların etkisiyle mücadelemiz karşı devrim heveslisi olan ve aynı şekilde etnik siyasetten beslenen odakların değirmenine su taşımaya başlamıştır.

 

Bizler bu olumsuz tablo karşısında, bugüne kadar TÜM BEL SEN’in ve KESK’in doğru çizgiye oturacağı umuduyla mücadelemizi sürdürmeye çalıştık. Ancak görüyoruz ki, gelinen noktada umutlarımız tükenmiştir. TÜM BEL SEN ve KESK kamu çalışanlarına ve toplumumuza umut olmak bir yana onları bataklığa sürükleme siyasetinin parçası haline gelmişlerdir. Bu dönemde, direnişin başatlığını yapması beklenen TÜM BEL SEN ve KESK, üniter yapıyla sorunu olan bazı yöneticilerinin fırsattan istifade etme psikolojisine teslim olarak, Atatürk’e ve cumhuriyetin kazanımlarına yürekten bağlı tabanının yüreğini kanatmaktan çekinmemişlerdir. Karşı devrimci ve ayrılıkçı kuşatmaya karşı açık tavır alamayan bu yapılar, erime sürecine girmişlerdir ve bu süreç her geçen gün daha da artan bir ivmeyle devam etmektedir.

 

Bu nedenle maceraya son noktayı koyarak mücadelemizi başımız dik, onurlu şekilde sürdürebileceğimiz bir yapı içinde örgütlenme kararıyla YEREL-İŞ’i kurduk.
 

YEREL-İŞ, kitle ve sınıf sendikacılığının gereklerine odaklanmış, Atatürk’e ve devrimlerine yürekten bağlı, adalet- eşitlik- özgürlük gibi evrensel değerleri kendisine ilke edinmiş bir emek örgütüdür. Solun özgürlükçü ve dayanışmacı ilkelerini arkasına alan YEREL-İŞ politikalarının ağırlık merkezi, şüphesiz işkolunun ekonomik, sosyal ve demokratik hak ve özgürlüklerinin iyileştirilmesi hedefindedir.

 

YEREL-İŞ "görünürde" eylemselliğe karşı çıkar. Sendikal eylemlerin başarısı, hedefin sağlıklı bir düşünsel bir temele dayanmasına ve seçilen eylem yönteminin gerçekçiliğine bağlıdır. Bu iki unsur arasındaki bağdaki gevşeklik, başarısızlığa neden olacağı için sendikal tabanda kötümserliğe yol açar. Bu süreç ise, bir süre sonra, "uzunca bir süredir ülkemizde yaşandığı" üzere, yaptığı eylemlerin sonuç alabilirliğine kendisi de inanmayan ve giderek sayıları azalan kitlelerin "görünürde" eylemliliklerine neden olur.

 

YEREL-İŞ, işkolunu oluşturan kamu çalışanlarının ilkeli ve onurlu bir yaşam sürebilmesi için zorunlu olan ücret standardını uygun seviyelere yükseltme mücadelesi verirse de sendikal mücadeleyi sadece ücret pazarlığına indirgemez. Kitle ve sınıf sendikacılığı temeli üzerinde yükselen anti-emperyalist YEREL-İŞ, emek tabanının bugün içinde bulunduğu bir hazin temsil krizine alternatif olabilmek için ve de işkolunun ve önderlik edeceği diğer kamu çalışanlarının onurlu ve insanca yaşam koşullarına ulaşabilmelerinin mücadelesini verir. Grevli – toplu sözleşmeli sendikal yapı hedefi YEREL-İŞ için vazgeçilmez mücadele alanlarındandır. YEREL-İŞ, içerdeki işbirlikçilerinin yardımıyla, ülkemiz ekonomisini, küresel sermaye hareketlerine karşı edilgenleştirip, güçsüzleştiren ve ülkemizi sömürge haline getirmeye çalışan IMF ve Dünya Bankası’na karşıdır. Bu unsurların özelleştirme adı altında dayattığı yağmaya karşıdır. AB’yi ve Avrupa devletlerini ve bu devletleri oluşturan kitleleri, sosyolojik gerçekliğe aykırı olarak nötr bir siyasetin parçası olarak görmemekle birlikte, AB’nin ülkemizde genel olarak emperyalist bir siyaset izlediğine inanır.

 

YEREL-İŞ sendika yönetiminde tabanının duyarlılıklarına hakim olması gerektiğini savunur. Taban duyarlılığının tespiti için, tüm sendika organlarında hemen her türlü gündem maddesinin  olabildiğince geniş ve şeffaf şekilde tartışılmasını sağlamaya çalışır.

 

YEREL-İŞ, işkolunun etkinlik alanında ve ülke genelinde oldukça güçlenen karşı devrimci anlayışa asla taviz vermez.

 

1980’li yıllarda etkisini göstermeye başlayan ve 1990’lı yıllarda iyice kontrolden çıkan ve zengin-fakir arasındaki uçurumu iyice artırarak halkı sefalete sürükleyen neo-liberal saldırıların sosyal devleti tasfiye etmeye yönelik politikalarını yakından izler ve bu saldırgan siyasete karşı emek tabanını ve toplumun tüm kesimlerini örgütlemeye çalışır. YEREL-İŞ’e göre, Cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan toplum merkezli ve devlet kontrollü politikalarla yakalanan büyüme ve bu yokluk yıllarında oluşturulan ve daha sonraki yıllarda göreceli olarak artırılan ortak ekonomik birikim, özellikle 1980 sonrası yönetime gelen işbirlikçi neo-liberal yağmacıların ellerinde eritilmiştir. YEREL-İŞ, bu toplumsal artı değerlerin kalan son kırıntılarını da yağmalamaya çalışanlara karşı kararlı bir mücadele verilmesi gerektiğini savunur.

 

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ !

 

YAŞASIN YEREL-İŞ !
YEREL-İŞ GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU

 
Geri Dön

 
YEREL YÖNETİM HİZMET KOLU KAMU İŞGÖRENLERİ SENDİKASI

Yerel Yönetim Hizmet Kolu Kamu İşgörenleri Sendikası

Tasarım ve hosting Likya.Net - IE 5.0 ve üzeri için tasarlanmıştır.

Yerel İş