Değerli Basın Mensupları, Sevgili Arkadaşlar,
23 Ekim 2007 tarihinde Yerel Yönetim Hizmet Kolu
Kamu İşgörenleri Sendikası’nı, kısa adıyla "Yerel-İş" ‘i kurduk.
Bilindiği üzere kamu çalışanlarının ekonomik,
sosyal ve siyasal haklarını yerle bir eden 12 Eylül faşizmi, şiddet ve
baskı siyasetiyle örgütlü mücadeleye ağır darbe indirmiştir. ABD
tarafından yönlendirilen küresel neoliberal saldırıların ülkemizdeki
taşeronluğuna soyunan birey ve toplum düşmanı 12 Eylülcüler, emek
hareketinin tüm kazanım ve birikimlerini ortadan kaldırma yolunda büyük
mesafe almışlardır. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen kamu çalışanları
80’li yılların ikinci yarısından itibaren çeşitli güç birliktelikleri
yaratarak ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumaya çalışmışlardır.
Bizler, bu süreçte yerel yönetimlerde memur
statüsüyle çalışan kamu görevlileri olarak 1990 yılında TÜM BEL SEN’i
kurup onun etrafında örgütlenmek suretiyle, kamu çalışanlarının
örgütlenme mücadelesine öncülük yapmaya çalıştık. Büyük özverilerle
yürüttüğümüz sendikal mücadelemiz, 1995 yılında kurulan KESK (Kamu
Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) ile daha güçlü ve sonuç alıcı
bir yapıya büründü. Bizler, sendikal mücadelemiz süresince ülkemizin
gerçeklerinin farkında olan her vatansever gibi, Büyük Önderimizin
liderliğinde oluşturulan cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin ve üniter
yapının üzerine titredik. Bu tutumumuz nedeniyle zaman zaman
eleştirildik, kınandık ama bu tutumumuzdan asla taviz vermedik.
12 Eylül 1980 sonrasında önü tıkanan örgütlü
mücadelenin uğradığı tahribatın etkisini kırma umutlarının yeşerdiği bir
dönemde ülkemiz, yine emperyalist ABD’nin öncülüğünde, demokrasi
savaşçısı(!) AB’nin de büyük desteğiyle ve de bu defa "sivil
yöntemlerle" dönüşüm sürecine sokulmuştur. Baskı siyasetinin yarattığı
masum özgürlük ve demokrasi özleminden de beslendirilen karşı devrimci
ve ayrılıkçı uzantılar, cumhuriyetin tüm kazanımlarını olanca güçleriyle
aşındırmaya başlamışlardır. Bu saldırılarda sözde "sivil", özde "sivil
toplum düşmanı" yüzlerce, binlerce yapı kurup bu yapıları Truva atı
görevi görmeleri için toplumsal yaşama sürmüşlerdir. Arkalarına devasa
boyutlarda medya gücü de verilen bu yapılar, cumhuriyetin tüm
kazanımlarını korkutucu bir kıskaca almışlardır. Bu dönüşüm süreci kamu
çalışanları sendikal mücadele alanını da kuşatmış ve sonuçta 2000’li
yılların başlarında TÜM BEL SEN ve KESK’in yönetime egemen olan
unsurların etkisiyle mücadelemiz karşı devrim heveslisi olan ve aynı
şekilde etnik siyasetten beslenen odakların değirmenine su taşımaya
başlamıştır.
Bizler bu olumsuz tablo karşısında, bugüne kadar
TÜM BEL SEN’in ve KESK’in doğru çizgiye oturacağı umuduyla mücadelemizi
sürdürmeye çalıştık. Ancak görüyoruz ki, gelinen noktada umutlarımız
tükenmiştir. TÜM BEL SEN ve KESK kamu çalışanlarına ve toplumumuza umut
olmak bir yana onları bataklığa sürükleme siyasetinin parçası haline
gelmişlerdir. Bu dönemde, direnişin başatlığını yapması beklenen TÜM BEL
SEN ve KESK, üniter yapıyla sorunu olan bazı yöneticilerinin fırsattan
istifade etme psikolojisine teslim olarak, Atatürk’e ve cumhuriyetin
kazanımlarına yürekten bağlı tabanının yüreğini kanatmaktan
çekinmemişlerdir. Karşı devrimci ve ayrılıkçı kuşatmaya karşı açık tavır
alamayan bu yapılar, erime sürecine girmişlerdir ve bu süreç her geçen
gün daha da artan bir ivmeyle devam etmektedir.
Bu nedenle maceraya son noktayı koyarak
mücadelemizi başımız dik, onurlu şekilde sürdürebileceğimiz bir yapı
içinde örgütlenme kararıyla YEREL-İŞ’i kurduk.
YEREL-İŞ, kitle ve sınıf sendikacılığının
gereklerine odaklanmış, Atatürk’e ve devrimlerine yürekten bağlı,
adalet- eşitlik- özgürlük gibi evrensel değerleri kendisine ilke edinmiş
bir emek örgütüdür. Solun özgürlükçü ve dayanışmacı ilkelerini arkasına
alan YEREL-İŞ politikalarının ağırlık merkezi, şüphesiz işkolunun
ekonomik, sosyal ve demokratik hak ve özgürlüklerinin iyileştirilmesi
hedefindedir.
YEREL-İŞ "görünürde" eylemselliğe karşı çıkar.
Sendikal eylemlerin başarısı, hedefin sağlıklı bir düşünsel bir temele
dayanmasına ve seçilen eylem yönteminin gerçekçiliğine bağlıdır. Bu iki
unsur arasındaki bağdaki gevşeklik, başarısızlığa neden olacağı için
sendikal tabanda kötümserliğe yol açar. Bu süreç ise, bir süre sonra,
"uzunca bir süredir ülkemizde yaşandığı" üzere, yaptığı eylemlerin sonuç
alabilirliğine kendisi de inanmayan ve giderek sayıları azalan
kitlelerin "görünürde" eylemliliklerine neden olur.
YEREL-İŞ, işkolunu oluşturan kamu çalışanlarının
ilkeli ve onurlu bir yaşam sürebilmesi için zorunlu olan ücret
standardını uygun seviyelere yükseltme mücadelesi verirse de sendikal
mücadeleyi sadece ücret pazarlığına indirgemez. Kitle ve sınıf
sendikacılığı temeli üzerinde yükselen anti-emperyalist YEREL-İŞ, emek
tabanının bugün içinde bulunduğu bir hazin temsil krizine alternatif
olabilmek için ve de işkolunun ve önderlik edeceği diğer kamu
çalışanlarının onurlu ve insanca yaşam koşullarına ulaşabilmelerinin
mücadelesini verir. Grevli – toplu sözleşmeli sendikal yapı hedefi
YEREL-İŞ için vazgeçilmez mücadele alanlarındandır. YEREL-İŞ, içerdeki
işbirlikçilerinin yardımıyla, ülkemiz ekonomisini, küresel sermaye
hareketlerine karşı edilgenleştirip, güçsüzleştiren ve ülkemizi sömürge
haline getirmeye çalışan IMF ve Dünya Bankası’na karşıdır. Bu unsurların
özelleştirme adı altında dayattığı yağmaya karşıdır. AB’yi ve Avrupa
devletlerini ve bu devletleri oluşturan kitleleri, sosyolojik gerçekliğe
aykırı olarak nötr bir siyasetin parçası olarak görmemekle birlikte,
AB’nin ülkemizde genel olarak emperyalist bir siyaset izlediğine inanır.
YEREL-İŞ sendika yönetiminde tabanının
duyarlılıklarına hakim olması gerektiğini savunur. Taban duyarlılığının
tespiti için, tüm sendika organlarında hemen her türlü gündem
maddesinin olabildiğince geniş ve şeffaf şekilde tartışılmasını
sağlamaya çalışır.
YEREL-İŞ, işkolunun etkinlik alanında ve ülke
genelinde oldukça güçlenen karşı devrimci anlayışa asla taviz vermez.
1980’li yıllarda etkisini göstermeye başlayan ve
1990’lı yıllarda iyice kontrolden çıkan ve zengin-fakir arasındaki
uçurumu iyice artırarak halkı sefalete sürükleyen neo-liberal
saldırıların sosyal devleti tasfiye etmeye yönelik politikalarını
yakından izler ve bu saldırgan siyasete karşı emek tabanını ve toplumun
tüm kesimlerini örgütlemeye çalışır. YEREL-İŞ’e göre, Cumhuriyetin ilk
yıllarında uygulanan toplum merkezli ve devlet kontrollü politikalarla
yakalanan büyüme ve bu yokluk yıllarında oluşturulan ve daha sonraki
yıllarda göreceli olarak artırılan ortak ekonomik birikim, özellikle
1980 sonrası yönetime gelen işbirlikçi neo-liberal yağmacıların
ellerinde eritilmiştir. YEREL-İŞ, bu toplumsal artı değerlerin kalan son
kırıntılarını da yağmalamaya çalışanlara karşı kararlı bir mücadele
verilmesi gerektiğini savunur.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ !
YAŞASIN YEREL-İŞ !
YEREL-İŞ GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU
Geri Dön