Yerel Yönetim Hizmet Kolu Kamu İşgörenleri Sendikası

12 Eylül referandumu ile ilgili basın açıklaması yaptık

e-Posta Yazdır PDF
BASINA VE KAMUOYUNA
ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİNE HAYIR DİYORUZ
DEMOKRATİK MEŞRUİYET, TEK PARTİ İRADESİ İLE SAĞLANAMAZ
Anayasa değişikliği paketini oylamak için sandığa gideceğimiz günler çok yaklaştı. Mevcut Anayasa'nın bir olağanüstü dönemin ürünü oluşu gerekçe gösterilerek, demokratik meşruiyeti sağlamak amacı ile değişiklik paketinin hazırlandığı ifade edilmektedir. Bu değişikliklerin bizi 12 Eylül 1980 döneminin karanlığından kurtaracağı iddia edilmektedir. Ancak, Anayasa değişikliği hazırlanırken izlenen yöntem, süreç, teklifinin içeriği  belirtilen hedefle bağdaşmamaktadır. 
Öncelikle, yurttaşların adil bir biçimde ve özgür iradeleri ile TBMM'de temsilini engelleyen seçim sistemi ve milletvekili adaylarının belirlenmesi ile ilgili çarpık düzenin değiştirilmesi, yasama organının oluşturulması ve sonrasında  uzlaşma sağlanarak, demokratik kitle örgütlerinin katkıları da alınarak yeni bir anayasa yapılması gerekir iken bu yapılmamıştır. Bunun yerine,  iradelerini, peşin imzalarla kendilerinin seçilmesini sağlayan liderlerine teslim etmiş milletvekillerince; nerelerde ve ne şekilde hazırlandığı konusunda ciddi kaygılar bulunan değişiklik teklifi, sorgulanmaksızın, tüm eleştirilere kulak tıkanarak onaylanmış, sonrasında topluma dayatılarak, toplumda kamplaşma ve ayrışmaya yol açılmıştır.
Bugün sürekli eleştirdiğimiz 12 Eylül 1982 Anayasası da,aynı yöntemlerle hazırlanmış ve yürürlüğe girmişti.12 Eylül 1980 döneminin antidemokratik uygulamaları, bugün de  yinelenmektedir. Yapılan değişikliğin 12 Eylül karanlığını ortadan kaldırmayacağı, daha ağır bir baskı dönemine neden olacağı yolundaki eleştiriler, ağır tehditlerle bastırılmaya çalışılmaktadır.  Ancak, bu çabalar boşunadır. Halkımız gerçeği görecektir. 12 Eylül 1982 Anayasası'na “evet” oyu verenlerin bu yasayı değiştirmelerinin olanaksız olduğu yaşadıklarımızla kanıtlanmış bir gerçektir. Değişiklik, halkın sorunlarını çözmek için değil, iktidarların önündeki engelleri aşmak için yapılmaktadır.  
Referanduma sunulacak Yasa metninin içeriği ve son zamanlarda gündemde önemli yer tutan bir kitapta anlatılanlar dikkatle analiz edildiğinde, bu Anayasa değişikliği teklifinin, toplumun gittikçe büyüyen ve kangrenleşen sorunlarını çözmekten uzak olduğu, tam tersine örgütlenme özgürlüğü, hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı gibi en temel insan hakları bakımından 12 Eylül Anayasasından dahi daha geri hükümler taşıdığı, yargıyı ise tamamen siyasi iktidarların yedeğine alma amacıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır.       
Bu nedenle, kamu oyunda, Anayasa teklifinin toplumun temel ihtiyaçlarından değil, dış güçler ile işbirlikçilerin ve bir cemaatin karşılaştığı güçlüklerin aşılması, ülkenin tüm tersanelerine, ormanlarına, madenlerine, arazilerine, önemli tesislerine ve kurumlarına hakim olunması, başkanlık rejimi ve federatif yapıya geçişin sağlanması arzusundan doğduğu kanısı son derece yaygındır.      
Sözkonusu Anayasa değişikliği ile tüketicilerin, emekçilerin, işsizlerin, öğrencilerin, yoksul ve dar gelirli kesimlerin, kırsal kesimde yaşayanların, küçük esnafın, kısaca toplumun büyük bir çoğunluğunun yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm getirilmediği gibi, kısmi de olsa var olan kamu yararı anlayışının tamamen ortadan kaldırılması hedeflenerek hak arama yolları engellenmek istenmektedir.
Bugün bazı çevrelerce "yetmez ama evet" kampanyaları yürütülmektedir.  Oysa bu teklif ile ağır bir darbe alacağı anlaşılan yargı bağımsızlığı,  vatandaşın haklarının korunmasının ve adil yargılanmasının teminatıdır. Tek başına yargının dönüştürülerek yürütme erkinin güdümüne verilmesi, mevcut Anayasa'da yer alan tüm haklar yanında, değişiklik teklifinin olumlu gösterilen düzenlemelerinin de  hiçbir anlamı ve güvencesinin olmaması, tüm hakların sadece içi boş birer vaat haline dönüşmesi sonucunu doğuracaktır. Mevcut hakların kullanılması ise; siyasi iktidarların inisiyatifinde, ancak onların izin verdiği ölçüde ve onların izin verdiği kişilerce kullanılabilecektir. Nitekim, bu çalışmanın sadece bir kapı aralamak amaçlı olduğu, asıl değişikliğin daha sonra yapılacağı söylenmektedir. Anayasa Mahkemesi'nce verilen bir karar da dikkate alındığında, bu açıklamaların, aralanan kapının sistemi dönüştürme emellerinin önünde kilit pozisyonunda olan Yargının bu işlevine son verilmesi; kilidin kırılarak kapının aralanması, ardından da, Cumhuriyet dışı sistemlere ve dini esaslı, federatif bölünmüş bir Türkiye'ye geçişi hedeflediği endişemizi arttırmaktadır.   
Yaşadığımız bu tarihi süreçte, demokratik kitle örgütleri olarak bizler, üzerimize düşen toplumu bilgilendirme görevimizi  yerine getirmek amacıyla bu düşüncelerimizi kamuoyu ile bir kez daha paylaşıyor; demokrasiye ve hukuk devleti ilkesine ağır darbe vuracağına; ayrışmaya, bölünmeye, hak kayıplarına, eşitsizliğe ve adaletsizliğe yol açacağına  inandığımız  bu teklife “hayır” demenin bir görev olduğunu anımsatıyoruz.
  • Atatürkçü Düşünce Derneği
  • Cumhuriyet Okurları (CUMOK)
  • Bilim Ve Ütopya Kooperatifi
  • Türkiye Ormancılar Derneği
  • TOBAV
  • Ankara Kız Lisesi Mezunları Derneği
  • Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED)
  • Cumhuriyet Kadınları Derneği
  • Tüketici Hakları Derneği (THD)
  • Türk Hukuk Kurumu
  • Türkiye Gençlik Birliği (TGB)
  • Engelliler Konfederasyonu
  • Birleşik Kamu-İş
  • Tüm Öğretim Üyeleri Derneği(TÜMÖD)
 
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Eylül 2010 11:01
 

PERŞEMBENİN GELİŞİ ÇARŞAMBADAN BELLİDİR!!!

e-Posta Yazdır PDF
15 Ağustos 2010’da başlayacak toplu görüşme sürecine ilişkin düşüncelerimizi kamuoyu, kamu emekçileri ve halkımızla paylaşmak istiyoruz.
           
2001 yılından bugüne kadar hükümet ile yetkili konfederasyonlar arasında her yıl olmak üzere Sekiz Toplu Görüşme yapılmıştır. Dokuzuncu görüşme ise 15 Ağustos 2010 tarihinde başlayacaktır. Bugüne kadar yapılan görüşmelerin hiçbirisinden Kamu Emekçilerini mutlu edebilecek bir sonuç çıkmamıştır. “Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir.” atasözümüzden anlaşılacağı üzere; bu yıl yapılacak görüşmelerin sonucunda da bu tablonun değişmeyeceği yönünde ciddi kaygılarımız var. Ne yazık ki bu sekiz yıllık süreçte oyun aynı, sonuç aynı, oyuncular aynı sadece zaman zaman  roller değişmiştir.
           
            Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak, bu yıl yapılacak görüşmelere katılacak Konfederasyonları kamu emekçilerine yakışır bir tavır almaya ve duruş sergilemeye davet ediyoruz. Kamu Emekçileri lehine bir kazanım elde etmeden masadan kalkmayın diyoruz. Eğer hükümet çözüme yanaşmazsa o masayı birlikte terk ederek bunun hesabını sorma kararlılığınızı ortaya koyunuz.
           
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak Kamu Emekçileri lehine ortaya koyacağınız her türlü eyleme bütün gücümüzle destek olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız. Siz yeter ki kamu emekçilerine yakışan tavrı sergileyiniz ve dik durunuz. Bunu yapacak iradeye ve kararlılığa sahip değilseniz de bu oyunun daha fazla parçası ve figüranı olmayınız.
 
Saygılarımızla
                                                                           Hasan KÜTÜK
                                                                         Genel Başkan
 
 
 
 
 
 
KAMU EMEKÇİLERİ ADINA TALEPLERİMİZ:
1-   En düşük kamu emekçisinin maaşı, Temmuz 2010 açlık ve yoksulluk sınırı rakamları toplamının yarısı olan 1732 TL’nin üzerinde olmalıdır.
2- Bütün kamu emekçilerine insan onuruna yakışan bir maaş ve ücretlendirme sistemi uygulanmalıdır bu çerçevede tüm kamu emekçilerine 325 TL maaş artışı yapılmalıdır.
3-Gelir vergisi dilimleri yükseltilmeli, vergi oranları düşürülmelidir.
4-Performans uygulamasına son verilerek bütün kamu emekçilerine; biri tatilde olmak üzere yılda iki maaş tutarında ikramiye verilmeli.
5-Kamu emekçilerine yönetime katılma ve demokratik temsiliyet hakkı verilmelidir.
6- Kamu emekçilerine siyaset yapma ve siyasi partilerde çalışma hakkı tanıyan yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
7-Key ödemelerini alamayan kamu emekçilerine alacakları yasal faizi ile birlikte en kısa sürede ödenmelidir.
8- Kamu emekçilerinin şehir dışında yüksek öğrenim gören çocuklarına eğitim yardımı yapılmalı ve yurtlardan öncelikli yararlandırılmalıdır.
9- Görevleri nedeni ile terör olaylarından zarar gören ve hayatını kaybeden kamu emekçileri şehit veya gazi olmuş gibi değerlendirilmelidir.
10-Asli ve sürekli kamu hizmeti niteliğinde olan hizmetlerin memurlar tarafından yapılması anayasal bir haktır. Bu nedenle sözleşmeli, geçici personel ve usta öğretici uygulamasına son verilerek bütün kamu emekçilerine kadro verilmelidir.
12- Bütün kamu emekçilerinin çocuklarının ihtiyacını karşılayacak düzeyde ücretsiz kreş açılmalıdır.
13-Kadın çalışanların 20, erkek çalışanların 25 hizmet yılını doldurduğunda yazılı talepleri halinde yaşına bakılmaksızın emekli olması sağlanmalıdır. Emekli ikramiyesi ve emekli aylığı insanca yaşayabileceği bir düzeye getirilmelidir.
14-Grevli Toplu Sözleşmeyi ve iş güvenliğini temel alan çağdaş bir düzenleme yapılmalıdır.
 
“GREV HAKKI İÇERMEYEN HİÇBİR YASAL DÜZENLEMEYİ KABUL ETMİYORUZ!”
 
GREVSİZ TOPLU SÖZLEŞME ALDATMACASINA HAYIR!!!
 
 
 
 
             Merkez Yönetim Kurulu
 

SİVİL DARBE ANAYASASINA HAYIR!

e-Posta Yazdır PDF
AKP İktidarının topluma “DAHA FAZLA ÖZGÜRLÜK, DAHA FAZLA DEMOKRASİ” aldatmacasıyla dayattığı anayasa paketinin gerçek amacının; artılarıyla eksileriyle bağımsızlığını ve saygınlığını korumaya çalışan yargı organlarını ele geçirmek olduğunu görmemek için insanın kör olması gerekir.
 
Yaşanan bu sürecin aktörleri bu değişiklik paketi ile bir yandan yandaş yargı özlemlerini gerçekleştirmeye çalışırken, diğer yandan işledikleri günahların hesabını vermemek için kendilerine koruma duvarı ve kalkanı oluşturmaya çalışmaktadırlar.
 
“Üzeri tatlandırılmış hap” gibi yutturulmak istenen bu Anayasa paketinde, Kamu emekçilerinin 1988’lerden başlayarak onlarca yıldır mücadelesini verdiği “grevli toplu sözleşmeler sendika hakkı” yerine sadece toplu sözleşme aldatmacasının olması, milyonlarca kamu emekçisinin kaderinin siyasi iktidarın atadığı ve “verdiği kararlar, yargı yoluna kapalı” olan bir kurulun insafına bırakılmış olması AKP iktidarının Emek mücadelesine ve Kamu emekçilerine bakışını net olarak ortaya koymaktadır.
 
Ama; kamu emekçileri bu tuzağa düşmeyecektir. Vereceği “HAYIR”lı kararla da bu oyunu bozacaktır.
 
12 EYLÜL’DE Yapılacak referandum bir anayasa paketi oylamasını aşan bir anlam ve önem taşımaktadır.
 
12 EYLÜL’DE;
 
  • AKP İktidarının istediği kararları almadığı için kaldırma sözü verdiği YÖK’ü ele geçirdikten sonra bu sözünü unutan,
  • Yetkilerinin kısıtlanması için kampanyalar yürütülen Cumhurbaşkanlığı makamına Sayın Başbakanın kardeşim dediği Sayın Abdullah GÜL seçildikten sonra yetkilerini daha da arttıran,
  • Tarafsız yayın yapmıyor diye hedef haline getirilen TRT’yi AKP’nin resmi yayın organı haline getiren,
  • Ve daha birçok devletin kurumunu siyasi iktidarın kurumu haline dönüştüren,
  • Dokunulmazlıkları kaldırma sözü vererek İktidara gelen, iktidara geldikten sonra verdiği sözleri unutarak dokunulmazlıklara sıkı sıkıya sarılan iki yüzlü siyaset yapma anlayışını oylayacağız.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak;
  • “Sefalet ücretine çalışmaya mahkûm edilen kamu emekçisinin,
  • Açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan asgari ücretli ve emeklinin,
  • Önemli bir bölümü üniversite mezunu milyonlarca işsiz gencimizin,
  • Çalıştıkları iş yeri ve fabrika kapandığı için işini kaybeden ve sokağa atılarak işsizler ordusuna katılan yurttaşımızın,
  • Uygulanan yanlış ekonomik politikalar nedeniyle fabrikasını ve iş yerini kapatmak zorunda kalan namuslu sanayici ve iş adamımızın,
  • Yakıtından ilacına, tohumundan işçiliğine büyük harcamalarla ürettiği ürünü satamadığı için bahçesinde ve tarlasında çürüyen üreticinin,
 
12 EYLÜL’DE ülkemiz ve geleceğimiz için en “HAYIR”lı kararı vereceklerine, ve "üzeri tatlandırılmış hapı” Kamu emekçilerine ve halkımıza yaşamı çekilmez hale getiren AKP iktidarına yutturacaklarına inanıyoruz.”
 
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu,
 
 DAYATILAN BU ANAYASA PAKETİNE “HAYIR” DİYECEKTİR.
 
KAMU EMEKÇİLERİNİN VE HALKIMIZIN KARARI “HAYIR”LI OLSUN.
 
SAYGIYLA KAMUOYUNA DUYURULUR.
 
 
YEREL-İŞ SENDİKASI MERKEZ YÖNETİM KURULU

Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Ağustos 2010 18:03
 

KONYAALTI BELEDİYESİ İLE TİS İMZALADIK!

e-Posta Yazdır PDF
Temmuz ayı başından itibaren sürdürülen görüşme sonunda Antalya Konyaaltı Belediyesi ile Yerel-İş Sendikası arasında Toplu İş Sözleşmesi imzalandı.
27.07.2010 ve 27.07.2012 tarihleri arasındaki iki yıllık dönemi kapsayan bu sözleşme Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin BÖCEK, Konyaaltı Belediyesi Başkan Yardımcısı E.Kemal BAHADIR , Yerel-İş Sendikası Antalya İl Temsilcisi Dr. Mehmet Ali KAYA ve Yerel-İş Sendikası Antalya İl Sekreteri Hakan ÜNAL arasında imzalanmıştır.

Sözleşmeyi görmek için tıklayınız.
  
Yerel-İş Sendikası Merkez Yönetim Kurulu



Son Güncelleme: Çarşamba, 01 Eylül 2010 09:46
 

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NU ZİYARET

e-Posta Yazdır PDF
Yerel-İş Sendikası Genel Başkanı Naci AKIN, Genel Örgütlenme Sekreteri Seyhan TORLAK, Konfederasyon Genel Başkanı Hasan KÜTÜK ve Merkez Yönetim Kurulu üyeleri CHP Genel Başkanı Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nu makamında ziyaret ettiler.
   Konfederasyon adına bir konuşma yapan Genel Başkan Hasan KÜTÜK Ülkenin içinde bulunduğu durumu değerlendirerek, kamu emekçilerinin sorunlarına değindi. Cumhuriyet Halk Partisinden beklentilerini de dile getirdi. Sayın KILIÇDAROĞLU bundan sonraki süreçte kamu emekçilerinin sorunları ile yakından ilgileneceğini , emek ve örgütlü mücadelenin yanında olacağını söyledi. Görüşmede bulunan CHP Merkez Yönetim Kurulu üyesi Sayın İzzet ÇETİN’de bu zor ve karanlık şartlarda birlikte olmanın önemini vurguladı.
   Görüşme de Sayın KILIÇDAROĞLU’na iyi temennilerde bulunan Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz ve sendikamız, iktidar yürüyüşünde kendisine başarılar dilediler.